Hiçbir şey hakkında hiçbir şey bilmeyen adam..

Tek kişilik beyin fırtınası..

‘Hayatım hikaye..’ Kategorisi için Arşiv

Bir efsanenin doğuşu..

Posted by cihanakinci 17/02/2010

Karısı ve 2 çocuğuyla çok mutlu bir evliliği olan Metin özel bir şirkette çalışıyordu.Beşiktaş’ta 3 oda 1 salon olan evinden her gün motorla Üsküdar’daki iş yerine gider gelirdi.Sıradan bir hayatı vardı.Evden işe işten eve.Boş zamanlarını genellikle ailesiyle geçirirdi.Bazen arkadaşlarıyla üç beş tek atmak için dışarı çıkardı.

Rutin ama mutlu bir hayatı olan Metin o gün iş yerinden çıkarken bir çığır açacağından habersizdi.Yıllar yılı sürecek bir furya yaratacağını bilse belki de o gün iş yerinden hiç çıkmazdı.Pazar günleri çalışmak Metin için artık sıradan bir şey olmuştu.Fazladan mesai yaptığı bu pazar günleri sayesinde ekstradan para kazanıyordu.Tabi bu durum bazen karısı Suna’yı rahatsız etmiyor değildi ama bu ekstra paralara ihtiyacları vardı çünkü yakın zamanda yaşanan ekonomik kriz onları da vurmuştu.O yüzden de Suna bunu elinden geldiğince sineye çekiyordu.Metin her zamanki saatte iş yerinden çıktı ve motorlara doğru yürümeye başladı.Tam akbilini basıp turnikelerden motora bineceği sırada omzunda bir el fark etti.Arkasını döndüğünde bu elin sahibinin en yakın aile dostları Necdet olduğunu gördü.Kısa bir merhabalaşmanın ardından motora bindiler ve koyu bir sohbete koyuldular.Necdet ‘Suna nasıl,çocuklar ne alemde’ diye sordu.Metin ‘İyi hepsi , şu sıralar işler çok yoğun çok sık göremiyorum.Şimdi de iş yerinden çıktım.Suna sahilde bekliyor.Nedense bugün öyle karşılamak istemiş beni.Nerden estiyse artık’ dedi.Necdet’in suratında garip bir tebessüm oluştu.’Oğlum bugün sizin evlilik yıldönümünüz değil mi ? Ben mi yanlış biliyorum yoksa?’ diye sorduğunda Metin’in başından aşşağıya kaynar sular döküldü.O kadar işin gücün , pazar mesailerinin arasında evlilik yıl dönümlerini unutmuştu.Şimdi karısı onu sahilde muhtemelen elinde süpriz bir hediyeyle bekliyordu.Ama Metin ona hiçbir şey almamıştı ve bu saatten sonra da alması çok zordu.Hem pazar günü açık yer bulamazdı hemde bulsa bile Sunayla sahilde buluşacağı için ona çaktırmadan alması imkansızdı.Suna’nın en toleransı olmadığı şeydi bugünün unutlması.Herşeyi kabul edebilirdi ama evlilik yıldönümleri onun için çok özeldi ve bunun unutulmasını kesinlikle kaldıramazdı.Bunu Metin de çok iyi biliyordu.Necdet , Metin’in yüz ifadesinden bugünü unuttuğunu farketti ve ‘Ne yapacaksın’ diye sordu.Metin , üzerinde gitmekte olduğu motor beşiktaş sahiline biraz daha yaklaşmaktayken yapacak bir şeyi olmadığını biliyordu.Necdet’e döndü ve ‘Yapıcak bir şey yok.Keşke hediye alabileceğim bir yer olsaydı bu saatte açık.Herhangi bir hediye.Basit , ucuz , saçma …Hiç farketmez.Herhangi bir şey.Şuan sahilde dünyanın en saçma şeyi satılıyor olsa alırdım inan!’ dedi.

Metin ve Necdet arasında bu konuşmalar geçerken onları dinleyen birinin varlığını farketmediler.O kişi karaborsacı Rüstem Vezirbeyoğulları’ndan başkası değildi.Herkes ona Rüso derdi.Bu konuşmaları duyan Rüso düşündü.’Demek dünyanın en saçma şeyi satılıyor olsa bile alırdın ha!’

Ondan sonraki gün Rüso , Beşiktaş ve Üsküdar sahillerinde , kafaya takılan rengarenk ışık veren tokalar,şallar,minik pompasına bastığında sıçrayan tavşanlar,anahtarını çevirince yuvarlak çizerek dönen oyuncak civcivler vs vs satmaya başladı.Ve bu günden sonra bu furya durmadı.Daha da saçma oyuncaklar , takılar , rüzgara dayanamayan şemsiyeler , birbirinden lüzümsuz ve gereksiz aksesuarlar Beşiktaş ve Üsküdar sahillerinde motorların insanları indirdiği yerlerin yakınlarında satılmaya devam etti.

İşte bir efsane böyle doğdu.Zaman zaman herkesin kendi kendine ‘Ulan bunları kim alır ya , niye satıyolar bunları’ diye sorduğu bu eşyalar bu şekilde satmaya başlandı.

Peki Metinle Sunaya ne oldu ? Metin motordan indikten hemen sonra Beşiktaş sahilindeki çingene teyzenin tekinden çiçek aldı ve Sunaya verdi.Hiç sorun yaşanmadı.

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | » yorum bırak;

Problem yok umarım ?

Posted by cihanakinci 16/12/2009

Saçlarım dökülmeye başladığında endişelenmedim.Çünkü tekrar çıkacaklarını düşünüyordum.Neden mi ? Hemen açıklayayım.Eskiden beridir süregelen ‘Sakın beyaz saçlarını kopartma daha çok beyazın çıkar’ lafını hepimiz duymuşuzdur.Bende çocukluktan beri duyduğum bu lafın akabinde basit bir mantık kurdum.’Beyaz saçları kopardığında daha çok beyaz çıkarsa , siyah saçlarımı kopardığım zamanda da daha çok siyah saç çıkar’ diye düşündüm ve buna inandım.Saçlarım dökülmeye başladığında ‘Şu saçlarımı koparayım da daha çok çıksın hadi bakalım’ diyerek kopardım ve gerisinin gelmediğini gördüm.Büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü yaşadım.Herşey yalanmış.

Yukardaki yazıyı yazan arkadaşım isminin açıklanmasını istemedi.Kendisinin bu aptallığını hoşgörüyle karşılıyor ve böyle şeyleri bana hep yollamasını temenni ediyorum.

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | 1 Yorum »

Bir asosyalin hikayesi…

Posted by cihanakinci 08/12/2009

Erdi sabahtan akşama kadar okey oynuyordu Facebook’ta.Artık puanı 15306 olmuştu.Her gören onun bu puanı nasıl yaptığını soruyordu.O da ‘Admin’den aldım hehehe ‘ Çalışın sizin de olur ehuehe’ gibi cevaplar veriyordu asosyal bir insan olduğunu şakaya vurmaya çalışırcasına.Erdi ara sıra kızlarla tanışıyor bu kızları gerek facebook’ta gerekse msn’de ekleyerek onlarla buluşmaya çalışıyordu.Bazen başarılı da oluyor ama buluşmaların sonunda hep aynı senaryo yaşanıyordu.Hiç bir kız ondan hoşlanmıyordu.Artık okeyden başka hiç bir konuda konuşamaz olmuştu.Buluşmalarının ortasında durduk yere ‘Eee en sevdiğin okey taşı hangisi’ ‘Elden 2 okey gelirse dönermisin bitermisin’ gibi sorular sorar olmuştu.Her geçen gün biraz daha bu okey batağına giriyor , arkadaşlarıyla arasına bir ıstaka daha çekiyordu.Bir gün olan oldu Erdi’yi okeyde admin yaptılar.İşte o günden sonra Erdi tam 67 kilo aldı ve 156 kilo oldu.Artık askere gitmekten muaf.

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | 1 Yorum »

Veli toplantısı…

Posted by cihanakinci 20/11/2009

Veli toplantıları  neden yapılır diye hiç düşündünüz mü ? Dersleri iyi olan , uslu olan ,tembel olan , yaramaz olan öğrencilerin velilerine oğullarının/kızlarının ne durumda olduğu anlatılır.Bence dersleri iyi olan ve uslu olan çocukların velileri çağrılmamalı veli toplantılarına.E zaten o çocuk eve gelip anlatıyodur neler yaptığını okulda.5 aldığını saklayacak hali yok ya ?! Notları kötü olan , okulda problemi olan çocukların velileri çağrılmalı bana kalırsa zira sadece onların velileri yaptıkları şeylerden haberdar değillerdir.Bu sayede  ‘Kızınız bu sınıfın en çalışkanı , gerçi sizin de haberiniz var bundan ama genede herkesin önünde söyleyim de Ahmet’in babası biraz ebeveynlik ögrensin!’ ‘Oğlunuz gene sınıfta harikalar yarattı , kimsenin çözemediği soruyu 3.2 saniyede çözdü.Bütün velilerden bir alkış alabilirmiyim acaba Hüseyin Bey’in oğlu için.’ gibi cümlelerde  son bulmuş olur.

Veli toplantılarının  gerçekten gereksiz olduğunu düşünüyorum.Neymiş efendim , öğrencilerin durumundan velileri düzenli olarak haberdar etmek için yapılıyormuş.Ya bırakın bu işleri.Oraya kadar yakılan benzin parasına yazık.Kimin babasına annesine ne diycekseniz mesaj atın .Msn’den yazın ne biliim türlü ucuz yol var.Az teknolojiyi kullanın kardeşim.Hem turkcel’de 5 mesajdan sonrası ücretsiz.Bu da size kıyağım olsun.

Tamam , kabul.Benim velilerime pek iyi şeyler söylenmezdi.O yüzden pek sevmezdim veli toplantılarını.Dersleri çok iyi , derslerde çok aktif vs vs duymadı benim ailem öğretmenlerden.Benim için hiç sorun olmadı bu gerçi.Ama 1 kere de olsa hani annem mutlu dönsün o toplantıdan diye isterdim o çalışkan öğrencilerden olmayı.

Bu yazı bütün veli toplantılarından hayal kırıklığı ile dönen çok sevgili annem için yazılmıştır.

Yazı kategorisi: Bence.., Hayatım hikaye.. | 3 Yorum »

Müsait bir yerde..

Posted by cihanakinci 17/11/2009

  • Otobüse bindiğimde cam kenarı alamamışsam bileti genede cam kenarına geçerim.Çünkü bazen oranın sahibi gelip soru sormadan koridor tarafına oturur.Gelip bir şey derse de ‘Aaa pardon ben cam kenarı istemiştim de , dikkat etmemişim o yüzden.Buyrun’ diyip yalan söyleyip aptala yatar ve  ardından da adama yer veririm.Şaka şaka direk paşa paşa neresi verildiyse oraya otururum sesimi bile çıkartmam.Ya aslına bakarsanız , ikisinide ara ara yaparım.Ama her zaman üçüncü bir seçenek var.Ateşe atlamak…
  • Madem yolculukla ilgili bir yazıya başladım öyle devam edeyim.İtiraf ediyorum.Eskiden otobüse bir yaşlı bindiği zaman , bazen uyuyor numarası yaparak yer vermezdim.Eminim ki bunu yapmayan yoktur.’Nasılsa bana birisi yer verir.Dur gireyim şu tıka basa dolu otobüse.’ diye düşündüklerini düşünürdüm.Belkide hakkaten öyle düşünüyorlardı , belkide aceleleri olduğu için binmişlerdi o otobüse.Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim biliyorum.Burdan zamanında yer vermediğim gerçekten acelesi olan yaşlı insanlara sesleniyorum.Sizi de diğerleriyle aynı kefeye koyduğum için özür diliyorum.Size yer vermeliydim.Gençliğime verin.
  • Hele şu yanına yanaşan güzel kıza yer veren genç çocuklar yokmu.Size de bir çift lafım var.O şekilde kız tavlayan insan yok .Bak önünde illaki bir kere öyle bir seneryo yaşanır.Dikkat et olanlara.Hiç delikanlının kıza yer verdikten sonra kızın şöyle dediğini gördün mü:
    ‘Çok teşekkür ederim.Gerçekten çok naziksiniz.Ben BP’nin orda ineceğim.Evimde hemen 100 metre ilerisinde.Bir kahve içmek istermisiniz ? Hem bana bu centilmenliğin nerden geldiğini anlatırsınız.Bu arada benim adım Nadya.’
    Yeri verdikten sonra bitmişsindir kız için.Bunu sakın unutma.

Yazı kategorisi: Bence.., Hayatım hikaye.. | » yorum bırak;

Lise Defteri..

Posted by cihanakinci 31/10/2009

‘Eveeet çocuklar türev almak da böyle yapılıyor işte.’ dedi hoca dersin sonlarına doğru.’Anlamayan var mı ?Anlamayan varsa söylesin.’ diye de ekledi.En az 20 kişi sayabilirdim anlamayan ama kimse anlamadım ben demedi.Her zaman böyledir zaten diye düşünmeden edemedim.Herkes sadece kendinin anlamadığını düşünüp ‘Anlamadım ben’ demek istemiyordu.Ben ise arka sırada özel hocamdan aldığım derslere güvenerek, sıra arkadaşıma ‘oğlum bunlar çok basit anlatırım ben sana’ dedim.Ardından zil çaldı.
Tenefüste devamlı kantinde takılırdık.Gene her zamanki yerimizde yani kantinin en köşe tarafında taburelerin üstünde oturuyorduk.Klasik bir erkek tayfasıydık.Arada birbirimize ‘Peki abi Pamela Anderson mu Kim Bassenger mı’ ’200 milyar verseler bok yermisin’ gibi anlamsız ama komik anket soruları sorardık.Bazen gelen kızları keser,onların bizi kesip kesmediğini  anlamaya çalışırdık.Zaman zaman izlediğimiz ortak bir film hakkında saatlerce konusurduk.(Ortamdaki herkes filmi izlemesine rağmen , filmin hakkında hala bu kadar konuşulması ve sanki diğerleri bilmiyormuşçasına ‘Abi peki şey nasıldı’ diye başlayıp filmin bir karesinin anlatılması benim her zaman garibime giden bir kavram olmuştur.)Bazen de sadece futbolla ilgili saatler süren muhabbetler yapardık.Bir tenefüs arasında muhabbeti bitirir , diğer tenefüs arasında kaldığımız yerden devam ederdik.Klasik bir lise erkek tayfasıydık yani.

Türevden bunalan beyinlerimizi biraz olsun rahatlatmak için okulun bahçesine çıktık.Öğle arası 40 dakikaydı.Genelde kantinde bir şeyler yer ardından da bahçede oturup muhabbet ederdik.Lise son olmanın verdiği ağırlık artık yavaş yavaş üstümüze oturmuştu.Artık okulun bahçesinde maç yapmıyor , ‘Bizi burdan kaldırmasınlar’ diye endişe duymuyorduk .Hocalarla aramızdaki muhabbet de 1 yılda adeta sınıf atlamıştı.Geçen sene bizim suratımıza bakmayan hocalar , bizimle devamlı muhabbet ediyor , derslerde daha samimi şakalar yapıyorlardı(En azından yapmaya çalışıyorlardı.).Ölmek üzere olan hastanın her istediği yapılır , ona iyi davranılır ya..Öss’ye girecek öğrenciye de bunu yapıyorlardı sanki.Grupta geyik devam ederken ben du düşüncelere dalmıştım.Tam o anda  ‘Cihaan’ diye bir ses duydum.Kafamı çevirdiğimde alt sınıflardan arkadaşım Gonca’yı gördüm.Eliyle bana ‘gel gel’ yapıyordu.Gonca’yı her zaman kafa bulmuştum.Okulda muhabbeti iyi olan nadir kızlardan bir tanesiydi.’Ben az kaçtım’ diyip bizim çocukların yanından uzaklaştım.’Noldu kızım , niye gelmiyorsun de işaret yapıyosun’ dedim.’Çok kalabalık orası , şimdi 2 saat muhabbet olur.Önemli bir şey söliycem.’dedi.Bir kızla alakalı olduğunu hemen anladım.Zira lisede okuyan bir erkek için 2 önemli şey vardı.Dersler ve kızlar.’Nedir mevzu?’ diye sordum.’Hani alt sınıflarda 1′lerden bir kız var.Betül ismi.Tanıyormusun?’ dedi.’Görsem tanırım heralde de ismen çıkaramadım.’ dedim.’O kız senden hoşlanıyormuş.Yakın bir arkadaşı var onun Aslı ,o söyledi bana.Benim senle yakın olduğumu biliyormuş.Nedir oluru varmı diye soriyim dedim bende’dedi.’Vay be amma entrika dönüyormuş ya’ dedim ve güldüm ardından da ekledim ‘Güzel mi ?’.Gonca sırıttı ve ‘çok tatlı bir kız bence’ dedi.’Güzel değil yani ? ‘ dedim gülerek.’Ben tanış derim.’ dedi Gonca.’Tamam, tanışalım’ dedim.

Bir dahaki gün öğle tenefüsünde herşey organize edilmişti.Goncayla ben ,Betül ve Aslı’nın yanına sanki ordan geçerken bir oturalım dermiş gibi oturacaktık.Sonra Betül ve beni yalnız bırakacaklardı.Ortamdaki herkes durumdan ve olacaklardan haberdardı , bunun bir tesadüf olmadığı ortadaydı.Ama bu sahne oynanacaktı.Neden bilmiyorum ama lisede bu işler böyle yapılıyordu.Bende senelerdir süre gelen bir ritüeli bozmak istemedim ve oyuna katıldım.

‘Aslı naber’dedi Gonca.’İyi senden naber , bu arada tanıştırıyım.Betül,Gonca ve Cihan.’ diyerek bizi tanıştırdı.’Memnun oldum.’ dedim.’Bende’ dedi Betül.Bir süre hepberaber muhabbet ettik.Aradan 10 dakika geçtikten sonra ‘Gonca gel biz kantinden çikolata alalım.’ dedi Aslı.Bizi yalnız bırakma planı yürürlüğe geçmişti.Aslı ve Gonca gittikten sonra bir süre sessizlik oldu.’Eee heycanlımısın bu sene öss’ye gireceğin için’ diye sordu 30 saniyelik sessizliğin ardından.’Yoo aslında değilim,ne biliyim çok kafama takmıyorum daha ..Daha senenin başı ya hem.Son bir kaç ay başlar heralde heycan başlarsa’ dedim.’Sen neler yapıyorsun’ diye sordum.Ordan laf lafı açtı.Öğlen tenefüsü göz açıp kapayıncaya kadar bitmişti.Derse girmek için okula doğru yönelirken ‘icq’un varsa versene bu arada ya’ dedim.Numarasını verdi , benim numaramın 6 haneli olduğunu duyunca şaşırdı ve ‘Vaay be bayaa eskiymiş numaran’ dedi.Sınıfımın kapısına geldiğimde ders başlamıştı.İçeriye girdim ‘Hocam girebilirmiyim’ dedim.Hoca , geç kalmamdan hiç de memnun olmamışcasına kafasını salladı ve beni içeri aldı.Arka sırada kalorifer önündeki yerime yavaş yavaş yürüdüm.Sırama oturduğumda sıra arkadaşım ve çok yakın arkadaşlarımdan biri olan Metin hemen sordu ‘Eeee abi noldu , nasıl kız ?’ ‘Anlatırım oğlum dersten sonra’ derken Kimya hocası Günay Hanım araya girdi.’Cihan gel bakalım bize şu sorunun basınç zaman grafiğini çiz.’ dedi.Biliyordum ki ben derse geç kaldığım için kesilen bir cezaydı bu.Hocalar bu tarzda alırlardı intikamlarını öğrencilerden.Tahtanın önüne geldim.Kalemi hocanın masasından aldım ve kapağını açtım.Aklımda hiç bir şey yoktu.En ufak bir fikrim bile yoktu bu soruyla ilgili .Soruyu baştan sesli bir şekilde okudum vakit kazanmak için .Ardından ‘Şimdi hocam burda önce’ dedim hocanın gerisini tamamlamasını ümit ederek.Tamamlamadı.’Hocam ben yapamıycam bu soruyu’ dedim 1 dakikanın sonunda pes ederek.’Tamam geç yerine otur , varmı yapmak isteyen’ dedi.Ben sırama doğru mahçubiyet içinde kafam öne eğik giderken tahtaya soruyu çözmek için kalkan Mesut’la(Sınıfın en inek ve yalaka öğrencisiyle) göz göze geldim.Tam yanımdan geçerken ‘aptal herif sen bok kazanırsın öss’yi’ dermiş gibi bir bakış fırlattı çenesini kaldırarak.Dersleri iyi olmayan öğrencinin aptal olduğunu düşünen insanlardan oldum olası hoşlanmamıştım.Ne kadar akıllıysan derslerin o kadar iyi olmalıydı onlara göre ve eğer derslerin iyi değilse aptaldın onlar için.Mesut’ta bu insanlardan birisiydi ve hayatının ilerleyen bölümlerinde ne kadar büyük bir yanılgıda olduğunu anlayacaktı bana kalırsa.

Dersler sona erdiğinde okuldan ayrılma vakti gelmişti.Servisler okul bahçesindeki yerlerini almıştı.Bahçedeki kalabalığa şöyle bir baktım okulun kapısından, kravatımı çözdüm.İstiklal Marşı için hazırlanan kalabalığın arasına doğru, arkadaşlarımın olduğu yere yürüdüm.Bir hafta daha bitti ohh be diye düşündüm içimden.O günleri arayacağımı ve özleyeceğimi bilmeden..

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | 3 Yorum »

başlamadan biten hikaye..

Posted by cihanakinci 29/10/2009

‘Peki Alev geliyor mu ?’ diye sordum telefonu kapatmadan.’Belki gelecekmiş.Çok yorgunmuş.’ dedi Pelin.’Oğlum kaç kere buluştuk , hala telefonunu bile almadın’ diye de ekledi.’Geriliyorum kızım ben kalabalık ortamlarda , ne biliyim offf  yaa..çok tatlı hatun ya’ dedim.’Öyledir ,öyle kimin arkadaşı ne de olsa’ dedi gülerek.’Ya Pelin bırak geyiği getir şu kızı da telefonunu fln aliyim bu sefer artık!’ dedim.’Tamam tamam , bakalım ben ikna etmeye çalışıcam , hadi kaçtım ben şimdi akşam konuşuruz.’ dedi .’Bak ikna et heee’ dedim.’Tamam tamam hadi öptüm’ dedi ve kapadı.

Uyandığımda saat nerdeyse 7 olmuştu.Kanepede Olasılıksız’ı okurken uyuya kalmıştım.Şimdi hazırlanmak için pek de vaktim yoktu.Üzerime ne bulduysam geçirip evden çıkacaktım.Öyle de yaptım.Arkadaşlarım tarzım zannediyordu böyle giyinmemi oysa ki tarzım olan ‘Geç kalmak’ beni böyle özensiz giyinmeye itiyordu.Mecdiyeköy metrosuna yürümeye başladım evden çıkıp.Üzerinize, kafanızı kapatacak birşey veya şemsiye almadığınıza pişman olmayacak kadar hafif bir yağmur yağıyordu.Adımlarımı ufak ufak hızlandırdım.Cebimden telefonumu çıkardım , son aranan numarayı çevirdim.’Nerdesin’ dedi Pelin.’Geliyorum geliyorum , şimdi çıktım evden’ dedim.’Oğlum bi kere de zamanında gel bir yere.’dedi.’5 dakikaya ordayım.’ dedim ve ‘Geldi mi ? ‘ diye sordum.’Evet.’ dedi.’Tamamdır metroya biniyorum ben şimdi’ dedim ve kapattım.Gişenin oraya geldiğimde akbilimi çıkardım , akbilimi bastım ve geçtim turnikeden.’Neden çantalı insanları aramıyorlar , eskiden daha fazla arıyorlardı sanki.’ diye düşünmeden edemedim güvenliğin yanından geçen bond çantalı bir adamı görünce.Merdivenlerden indim.Metronun gelmesini beklemeye başladım.’GÜVENLİĞİNİZ İÇİN LÜTFEN SARI ÇİZGİYİ GEÇMEYİNİZ’ diye bir anons geldi.Bunu alalade zamanlar mı yapıyorlar yoksa birisinin sarı çizgiyi geçtiğini kameralerdan görüp o zaman mı yapıyorlar hep düşünürdüm.Gene aynı düşünce geçti kafamdan.Cebimden mp3 player’ımı çıkardım.Whitesnake’in ‘Here i go again’ adlı parçasını açtım ve kulaklıkları kulağıma taktım.Az sonra metro geldi.

‘Kusura bakmayın kızlar , geç kaldım biraz ama benim standartlarıma göre 10 dakika çok da kötü sayılmaz heralde.’ dedim gülmelerini bekleyerek.Alev dişlerini göstermeden gülümsedi , Pelin tepki vermedi.’Neden gitmedeniz Nevizadeye ?Beklemeseydiniz böyle meydanda yağmurun ortasında , ben gelirdim oturduğunuz yere’ dedim.Hep beraber karar vermek için bekledik , hem Ahmet’le Merve de gelmedi daha’ dedi Pelin ve ekledi ‘Onlar yarım saat geç kalıcaklarmış.Hadi biz gidelim onlar gelirler.’Yürümeye başladık en solda ben , sağımda pelin onun sağındanda Alev şeklinde İstiklal Caddesinden aşşağıya doğru yürümeye başladık.’Eee Alev nasıl gidiyor ya işler?’ diye sordum bir manava veya kasaba günlük hasılatını sorarmışcasına.Gülümsedi.’İyi ama yorucu , neyseki Pelin yardım ediyor sıkıştığım yerde.Hala tam alışamadım.’ dedi.’Software Developer olmak da zor zanaat vallahi’ dedim.Gene gülümsedi.Tam o sırada arkamızda yüreyen 2 kişinin Alev’in arkasından yürüdüğünü ve çok yaklaştıklarını farkettim.Pek tekin tiplere benzemiyorlardı.’Bayan , bir bira içelim mi beraber ?’ diye bağırdı bir tanesi.Eyvah.İşte en korktuğum o an , kabuslarıma giren o anı şimdi yaşıyordum.Hiç bir erkeğin düşmek istemeyeceği o rezil duruma düşmüştüm.Yeni tanıştığım , o kadar da muhabbetim olmayan ,hoşlandığım ama benden hoşlanıp hoşlanmadığını bilmedeğim kıza laf atılıyordu.Tam bir kabustu bu , ne yapacaktım.Duymamazlıktan gelsem ‘çocuğa bak hiç sahip çıkmıyor’ diyebilirdi.’Hoop birader , ne diyosun lan sen’ diyip de sadece bende sözlü olarak bir cevap versem bunu da çok korkak bulabilrdi.Direk üzerlerine atlayıp tekme tokat dalsam , bunu da çok aşırı bulabilirdi ve bu ilişki başlamadan bitebilirdi.Hiç bir olası iyi seneryo yoktu bu olayın sonunda.Adamlardan yiyebileceğim olası dayak da cabasıydı.

Alev duymamazlıktan geldi.Pelin döndü ve bana baktı ‘Oğlum birşeyler yapsana’ der gibiydi gözleri.Tam o anda aynı adam ‘Oğlum hatunun vücuda bak lan ‘ dedi yanındakine gayet sesli bir şekilde ve bir yandan da Alev’in arkadasından yürümeye devam ederek.Artık ya şimdi bir şey yapacaktım ya da duymamışım gibi davranacaktım.Cesaretle kaypaklığın tam ortasındaki o çizgide kararsız bir şekilde duruyordum.Hafif sağa doğru yürüdüm Alev’in az yanına geldikten sonra arkamı döndüm ve adamların önünde durdum.Pelin ,Alev ve heriflerde benimle aynı anda durdular.’Şurdan uzaklaşmak için 5 saniyeniz var.Yoksa olacaklardan ben sorumlu olmam.’ dedim bildiğim ve güvendiğim hiç bir uzak doğu sporu olmamasına rağmen.

Pelin’in Beyoğlu’ndaki evinin koltuğunda , şişen elmacık kemiğim ve gözümün üsütüne buz koyarken bir yanadan da düşünüyordum.’Kızım nasıl kavgacıyım ben yaa! Hayatımda kavga etmedim , işe bak ya’ dedim Pelin’e.’Orda bir şey yapmasam duymamazlığa gelsem , ne biçim erkek olucaktım.Şimdi kavgacı olduk.Nasıl kavgacıysam ama dayak yiyorum bir de.Hep kavga çıkarırım zaten.Gücümün en yetmeyeceği 2 adam bulup onlara dalarım! Ne demek ya ”Cihan ben senin böyle kavgacı olduğunu düşünmemiştim.” Ne demek Pelin bu ??’ dedim sinirden yerimden kalkarak.’Tamam , sakin ol ya az , kız bir şey demedeki sana.’ dedi Pelin.’Yok arkadaş bundan sonra anca 2 yıllık sevgilime laf atarlarsa aksiyona geçicem.2 yıldan 1 gün altına kılımı kıpırdatmam artık!’ dedim.’Çüşş abartma sende’ dedi gülerek.Koltuğa oturdum tekrar .Pelin’in bana yaptığı çorbayı içerken ‘Ama arkadaşlar iyidir.’ dedim Peline .Güldü ve ‘Aynen öyle ‘ dedi.’Yalnız Pelin diğer herifleri görücektin asıl sen ne hale geldiler.’ dedim.Güldük.

Kamera yavaş yavaş ‘zoom out’ yaptı.Görüntümüz buğulaşırken konuşmaya ve gülüşmeye devam ediyorduk.Sonra ekran siyah oldu.Bir sürü yazı çıktı .Sonra o bir sürü yazı gitti başka bir sürü yazı geldi .Bu olay defalarca tekrarlandı .Sonra tamamen siyah oldu ekran.Hayatımın bir bölümü daha bitti..

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | 1 Yorum »

Yazamamak..

Posted by cihanakinci 27/10/2009

‘Yok , resmen yazamiyorum.Ben bildiğin yeteneksizmişim.İnsanin kabileyeti yoksa olmuyor abi napalım bizde başka dallara yönelicez.’dedim kendi kendime ve evden kapıyı hızlıca vurup çıktım.Sonra hemen pişman oldum kapıyı vurduğuma yavaş da kapatsam olurdu halbuki.Ne hayallerim vardı oysa ki , yazılarım o kadar çok tutulacak  ve o kadar çok beğenilecekti ki ağızdan ağıza yayılıp bir anda ülkenin gündemine düşecek bütün herkes tarafindan bir anda tanınacaktım.Ardından film projelerine baslayacak ve ülkenin en büyük mizahçılarından,senaristlerinden,komedyenlerinden biri olacaktim.Ama daha bir blog bile yazamayan bir adam bunlarin hepsini nasıl başarabilirdi ki.Bilgisayarın başında geçen 1 hafta boyunca kelime bile yazamamıştım.’Beğenmedim bunu böyle olmasın yaa ‘ deyip de yazdığım bir şeyi silmişliğim bile yoktu geçen bu hafta boyunca.

Evden çıktıktan sonra markete girdim.İçkilerin olduğu yere doğru yöneldim ama hava kararmadan içki içmeyen insanlardan biri olduğum için almaktan vazgeçtim.Kasaya doğru yöneldim ve kasaya ‘Haydar Amca her zamankinden verirmisin’ dedim.’Ne alıyordun oğlum sen’ dedi.O an anladım ki  filmlerdeki o yakın , birbirlerinin herşeylerini bilen ,alışverişten çok muhabbet eden ,birbirlerinin çocuklarının hal hatırını soran marketçi-müşteri dostluğunu asla yakalayamayacağız.’Marlboro Light’ dedim hayal kırıklığı ve üzüntüyle.’Al bakalım’ dedi suratımdaki hüznü farkedermişçesine.’Bu seferki benden olsun’ diyecek sandım , demedi.Paşa paşa parasını verip marketten dışarı çıktım.Evin önündeki çocuk parkına gittim ,bankardan birine oturdum sigarayı çıkarttım ve yaktım.Daha ilk dumanı dışarı verdiğim anda karşı bankta sağ elinde ‘Bitti Denilen Yerden Başlamak’ adlı kitabı tutup sol eliylede çocuk arabasını bir ileri bir geri sallayan muhtemel anneyle göz göze geldim.’Terbiyesiz herif çocuk parkında sigara içmeye utanmıyormusun,çocuklara böyle mi örnek olunur ,blog bile yazamadığına şaşırmamalı!’ der gibi bakınca sigarayı yere atıp ayağımla üstüne basıp söndürdüm.’Al o sigarayı yerden’ der gibi bakmadan ben hemen aldım ve çöpe attım.Bundan bir hafta önce büyük hayalleri olan ,idealist adam gitmiş yerine çocukları dumanıyla zehirleyen bir canavar gelmişti adeta.Neden böyle olduğunu anlamaya çalışırken bir yandan yürümeye devam ettim.Mahalleden dışarı doğru çıkarken mahallenin köpeklerinin siyah bir peugeot 206 yı kovalayıp bir yandan da havladıklarını gördüm.Araba mahalleyi terkederken onlar da mesken tuttukları mahallenin girişine doğru geri dönüyorlardı.Köpeklere doğru ilerlerken her zaman yaşadığım tedirginliği yaşadım.Ya benim bu mahalleden olduğumu unutup bana da saldırırlarsa ne yaparım diye düşündüm.Bu olayın olabilme olasılığı beni hep tedirgin ederdi.Bugünü de atlattık diye düşüp aralarından geçtim , mahallenin dışına çıktım.

Mahallenin hemen dışında gençlerin devamlı takıldığı bir kafe vardı.Ara sıra buraya yalnız başıma gelir denize karşı kahvemi yudumlarken bir yandan da gazetemi okurdum.Ortaköy’ün en huzur verici yeriydi benim için burası.Kafam ne zaman sıkılsa buraya gelip deniz havası alır , kendime gelirdim.Gene aynı ümitle oturdum , garsona siparişimi verdim.Denizi seyretmeye başladım.Tam huzur buldum derken birden içeriye kalabalık bir grup geldi.Bu gurubun bağıra bağıra konuşan ve en iğrenç espiriye toplu halde  en büyük kahkahayı atan bir grup olduğunu hemen anladım.Sonra gene de önyargılı olmayayım ,çocuklara bir şans vereyim dedim.Kahvemi getiren garsona teşekkür ettikten sonra bir yudum aldım ve neden yetenkli olduğum bir konuda hiç bir şey üretemediğimi düşünmeye başladım.Kendimden çok mu çabuk vazgeçmiştim yoksa derken arkamdan bir el omzumu dürttü.’Pardon bizim bir resmimizi çekermisiniz acaba?’ dedi kahkahacı gruptan bir kız.’Tabi’ dedim,makinayı aldım ‘Çekiyorum’ dedim ve çektim.Kamerayı bana uzatan kız hemen bana doğru koştu ve kamerayı elimden alıp resme baktı.’Yaaaaa çok salak çıkmışım , Yusuf seninde gözlerin kapalı çıkmııııııış’ dedi.’Bir daha çekermisiniz acaba’ dedi hemen ardından.Bir daha çektim , gene aynı hızlılıkta fotoğraf makinasını elimden kapan kız bu sefer çektiğim resimden memnun kalmış olacak ki ‘teşekkürler , saolun’ dedi.Dişlerimi göstermeden hafif gülümseyerek kafamı salladım.Sonra resmi arkadaşlarına gösterirken sonu ‘benzemiş’le biten bir cümle söyledi.Hep bir ağızdan dev bir kahkaha patlattılar.Kimin neye benzediği ve nasıl bu kadar komik olabileceği benim için hep bir muamma olarak kalacaktı.Parayı masanın üstüne bırakıp ordan ayrıldım.

Eve dönüş yolunda kalabalık bir topluluğun marketin önünde bağıra çağıra bir itiş kakış yaşadığını gördüm.Genelde kavga gördüğümde ,yürürken bakabildiğim kadar bakıp özel olarak seyretmek için durmayan insanlardan olmama karşı eve gitmeyi pek istemediğimden durdum ve olanları seyrettim.Marketten çıkan Haydar Amca’nın olayları sadece seyretmesi ,’Beyler yakışıyormu sizlere , aynı mahallenin insanlarıyız şunun şurasında’ dememesi ,kavgaya babacan bir tavırla girip ayırmaması Haydar Amca ile olan umitlerimi de tamamen söndürmüştü.Belki de çok şey beklemiştim Haydar Amca’dan.Bu düşündüklerim belki de sadece filmlerde olurdu bir de ‘Mahallenin Muhtarları’ nda.Kandemir Konduk yazdı , Filiz Kaynak yönetti dedim çok kısık bir sesle ve beynin bir refleksiymişcesine çıkıtı ağzımdan.Gülümsedim.

Marketin önündeki kalabalığı geride bıraktım ve apartmanın girişine geldim, tam içeri girmek için anahtarımı kilite sokarken kapı açıldı alt kat komşum Ece tam önümde belirdi.’Naber Cihan’ dedi samimi bir ses tonuyla.’İyiii , senden naber’ dedim.’Nolsun yaa , bildiğin gibi işte’ dedi , ‘Benim bildiğim bir şey yokki’ dedim içimden.Dışımdan ise:’Eeee okul nasıl gidiyor kaldımı alttan dersin’ diye sordum.’Yok hiç dersim bitecek inşallah bu sene’ dedi.Bu klişe sorularımla dolu muhabbet tam bitecekti ki ‘Pelinden(ortak arkadaşımız) duydum Blog yazıcakmıssın , iyi yapmışşın bayağı yeteneklisin sen ,Pelin anlattı kafandakileri az çok , böyle böyle başlar bu işler , sana güveniyorum’ dedi.’Bakalım yaa , bir şeyler var kafamda iyice bir toparlayayım da başlıycam yakın zamanda’ dedim.’Başla başla geciktirme’ dedi.Hafif hızlandırarak adımlarını kapıya yeni yanaşan üstü açık siyah bir porşenin içine atlayıp çocuğun sağ yanağına bir öpücük kondurdu ve  arabadan çıkan yüksek bir motor sesiyle uzaklaştı.’Vay anasını’ demeden edemedim.Kızların arabası olan bu erkeklere ilgisi bütün erkekler tarafından söylenen ama hiç bir kız tarafından kabul edilmeyen bir kavramdı.Ben ise bu konuda şu an düşünmek istemiyordum.Blog olayı arkadaşlarım arasında yayılmış , çok az muhabbetim olan alt komşuma kadar gelmişti.Bu saatten sonra geri dönüş olmadığını anladım.Hemen merdivenleri çıkarak kapıyı açtım ve içeri girdim.Lap top’umu açtım , internete girdim ,blog sayfasını açtım ve başlık attım:
”Artik yazmaya karar verdim..”

Yazı kategorisi: Hayatım hikaye.. | 5 Yorum »

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.