Jim Carrey’nin (bana göre) en iyi filmlerinden biri olan ‘Liar Liar’ı eminim duymuşsunuzdur.Bilmeyenler varsa da kısa bir özet geçeyim.Jim Carrey bu filmde bir günlüğüne sadece doğruları söyleyebiliyor.Yalan kesinlikle söyleyemiyor veya yazamıyor.Dilinden ve kaleminden sadece doğrular dökülebiliyor.
Ben de böyle bir duruma düşsem nasıl olurdu diye düşündüm geçenlerde.Daha doğrusu sadece ben değil herkes öyle olsaydı nasıl olurdu diye düşündüm.Herkes sadece doğruları veya içinden geçenleri söyleyebilseydi nasıl diyaloglar oluşurdu sokaklarda,iş yerlerinde , okullarda,kısacası her yerde…Bundan sonra bu diyalogları zaman zaman’Cihan’dan Acımasız Gerçekler’ başlığı altında yazacağım.Şimdilik 1 tanesi…
Bir alışveriş merkezinde dolaşırken bir gömlek gördüm.Neyse önce bir yemek yiyeyim de sonra gelir bakarım diye erteledim.Yemeğimi yedikten sonra gömleğin satıldığı dükkanı ara ara bir türlü bulamadım.Neyse sonunda dükkanı buldum ve içeri girdim.Girişte beni hoş görünümlü bir satış elemanı karşıladı.’Hoşgeldiniz’ dedi.’Hoşbulduk , 30 dakikadan beri dükkanı bulmaya çalışıyorum.Demin yemeye giderken görmüştüm.Dönüşte kaybettim ya.İşe bak ya’ dedim ve gülümsedim.’Şapşal’ dedi gülümseyerek.’Sanırım benden hoşlandınız , şapşal dediğinize göre gülümseyerek’ dedim.’Yok aslına bakarsanız benim tipim değilsiniz , ben saçlı erkeklerden hoşlanırım.Müşterilere arada böyle kur yapmamız isteniyor da alışveriş yapsınlar diye.O yüzden öyle yaptım.’ dedi.’Aslına bakarsanız saçlarım tam dökülmedi , saçlarım var yani.Amcama çekmişim napayım ailede bir o keldi.Gittim ona çektim.’ dedim.’Neyse ben şu vitrindeki gömleği beğendim.Acaba deneyebilir miyim?’ diye sordum ardından.’Tabi , o manken kadar sizin üstünüze yakışacağını düşünmüyorum ama genede getiriyim.Sonuçta satıyoruz biz sadece gerisi bizi ilgilendirmez.’ dedi ve arkasını dönüp az ilerideki reyondan vitrindeki gömleğin aynısını getirdi.’Bu arada kalçalarınız da çok başarılıymış ya.Gerçekten çok tahrik edici.Söylemeden edemeyeceğim’ dedim gelince.’Teşekkür ederim.Biliyorum.Zaten o yüzden bu pantalonu giyiyorum.Kalçalarımı çok belli ediyor.Erkeklerin bakması ve gözünün üzerinde olması çok hoşuma gidiyor’ dedi ve gömleği denemem için kabine doğru yönlendirdi.Kabinde bir yandan gömleği denerken bir yandan da dışarda bekleyen görevli kıza sordum : ‘ Ne yani şimdi sizinle çıkma şansım hiç mi yok sonuç olarak?’ Kızdan hızlı bir cevap geldi hiç beklemeden: ‘Yatakta nasılsın ?’ ‘Fena sayılmam’ dedim ve kabinden çıktım gömlek üstümde.Aynaya bakar bakmaz gömleğin mankendeki kadar üzerime yakışmadığını farkettim.’Bu bana pek olmadı ya.Sen ne dersin ? ‘ diye sordum kıza.’Hiç oturmadı üstüne.Kollarını sıva bir istersen daha iyi gözükür belki’ dedi.’Kollarımı sıvarsam kolumdaki kıllar çok belirgin duruyor o zaman da hoşuma gitmiyor’ dedim.’Bu gömlek sana göre değil o zaman’ dedi. ‘Evet yaa, bencede bana göre değil.En iyisi evin yolunu tutayım.Zaten acayip kakam geldi’ dedim.’Buluşma olayına ne diyorsun ? Ciddi bir şey olmak zorunda değil ‘ dedim altıma yapmamak için kasarak.’Ya olmaz ya.Zerre tipim değilsin.En ufak bir elektrik alamadım senden.Hani burnun biraz küçük olsa tamam da ..Kusura bakma’ dedi. ‘Neyse önemli değil.Ben altıma sıçacağım az daha burada oyalanırsam’ dedim ve koşarak evin yolunu tuttum.Yolda giderken bir dilenci gördüm.Ben eve doğru koşarken arkamdan bağırıyordu:
‘ULAN ŞEREFSİZ, 2 KURUŞ PARA VERSEN ÖLÜR MÜSÜN PEZEVENK?!’